Rabbim Allah Deyip İstikamet Üzerine Yoluna Devam Edenler

Rabbim Allah Deyip İstikamet Üzerine Yoluna Devam Edenler

Ahmet Bilici Hoca Efendi (Bu mübarek zat, bu yazıdan l yıl sonra, 87 yaşında vefat etmiştir. Kabri Konya’dadır. Allah rahmet eylesin.) seksen altı yaşında mübarek ve muhterem bir din âlimidir. İmamlığını yaptığım camide zaman zaman fahrî vaazlar verir, herkesi memnun eden konuşmalar yapar.
O’nun bu yaşta en çok dikkatimi çeken tarafı, muhatap olduğu her insanın mutlaka güzel bir tarafını bulup o iyi cihetinden diyalog kurmasıdır.
En aksi insanları dahi bir iyi tarafından yakalayıp kendine çekmesini bilen bu zatı sevmeyen yoktur muhitimizde…
Bir gün merak edip sordum:
– Bu güzel hal size rahmetli pederinizden mi miras kaldı yoksa? Merhumun mesleği neydi?..
Aksakallı, nuryüzlü zat, âdeti üzere tane tane anlatmaya başladı:
– Babam Mevlid Efendi. Konya merkez vaiziydi. Vaazlarında hep güzel şeyler anlatır, insanları kendine çekmesini bilirdi. Hatta en aksi insanların dahi iyi bir tarafını bulur, o tarafından yakalar, kendisini dinlemesini temin ederdi. Zaten babamı dinlemeye başlayınca mesele biter, bir daha ayrılamazdı.
– Babanız, en çok neleri anlatır, nasıl konuşurdu?
– Babamın en çok anlattığı âyeti hatırlıyorum: Fussilet sûresinde şu mealdeki âyetti:
“Onlar ki, Rabbim Allah derler, sonra da istikamet üzere olurlar. Şu, bu söylenti ve rivayetler onları doğru istikametlerinden alıkoyamaz. Bunlar ölürken melekler gelir, Cennetle müjdelerler…”
Bu âyeti çok izah eden babam, hep de şöyle dua ederdi:
– Ya Rabbi, Resulünün yaşını geçirme. O’nu huzuruna aldığın altmış üç yaşında iken beni de huzuruna al. Kimseye yük olmadan, istikametimi de bozmadan…
– Sonra ne oldu? Duası kabul oldu mu? Altmış üç yaşında, kimseye yük olmadan, istikametini de bozmadan gitmek nasip oldu mu?
Hoca Efendi söyle bir içini çekti ve başladı ibretli neticeyi anlatmaya:
– Altmış üç yaşına bastığı sene içindeydi. Bir akşam, Kapı Camii’ndeki vaazından eve döndüğünde rahatsızlanmıştı. Hemen doktor getirdim, muayene ettikten sonra bir şeyi olmadığını söyleyen doktor çıkıp gitti. Gece yanında hizmetini görüyordum. Bir ara gözlerini açtı ve:
– Oğlum Ahmed, ölüm halindeki insanın yanında bulunmaktan korkar mısın? dedi.
– Hayır baba, korkmam! dedim.
– Şayet korkarsan, öteki odaya geç. Benim vaktim az sonra tamam olacak! Haber verdiler, dedi.
Ben bunları hastalığın tesiriyle söylenmiş sözler olarak düşünürken:
– Beni birazcık kaldırır mısın? dedi. Tutup yatağının içine oturttum. Başladı en çok tekrar ettiği âyeti okumaya:
– “Onlar ki, Rabbim Allah, derler, sonra istikamet üzere olurlar, ölürken melekler gelir. Cennetle müjdelerler…”
Bu sırada, beni kıbleye doğru çevir dedi, çevirdim. Başını aşağıya indirirken âyetin bittiğini, ruhunun da o anda uçtuğunu hissettim. Babam vefat etmişti. Altmış üç yaşında, istediği ayeti okuyarak, kimseye de yük olmayarak!..

Beğen  
Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir