Osmanlı Padişahlarından Hazır Cevaplar ve Nükteler

Osmanlı Devleti padişahlarının değişik vesilelerle söylediği hazır cevap ve nüktelerini sizler için derledik:

Sadaka
Fatih avlanmak maksadıyla bir gün saraydan ayrılmıştı. Birdenbire peyda olan hırpanî kılıklı bir adam, kafilenin yolunu kesti ve sadaka talebinde bulundu. Kendisine bir altın verildiği zaman da yüzünü buruşturarak:
– Sultanım, dedi, kardeş olduğumuz halde bana tek bir altını mı lâyık görürsün?
Kısa bir şaşkınlık geçiren Fatih, kardeşliğin nereden geldiğini sorunca, dilenci şu mukabelede bulundu:
– İkimiz de Âdem peygamberin soyundan gelmedik mi?
Fatih gülümseyerek:
– “Verdiğimi az görme, dedi. Zira öbür kardeşlerin duyarsa, hissene bu kadar da düşmez.”

* * *

Genç Fatih
Bir genç, “Fatih Sultan Mehmed’in resmini neden hep yaşlı bir insan suretinde çiziyorlar” diye sorunca, bir yazarımız şöyle cevap vermiş:
– Yaptığı işler o kadar büyük ki, bunları genç bir insanın yapacağını hayallerine sığdıramıyorlar.

* * *

Sır
Yavuz Sultan Selim, birçok Osmanlı padişahı gibi sefere çıkacağı yerleri gizli tutarmış. Bir sefer hazırlığında, vezirlerinden biri ısrarla seferin yapılacağı ülkeyi sorunca, Yavuz ona:
– Sen sır saklamayı bilir misin? diye sormuş:
Vezir:
– Evet hünkarım, bilirim dediğinde, Yavuz cevabı yapıştırmış:
– Ben de bilirim.

* * *

Niçin Satılmazmış?
Yahudilerin önde gelenlerinden biri olan Theodor Herzl, II. Abdülhamid Han’dan Filistin topraklarının kendilerine para karşılığında satılmasını isteyince, Yüce Hakan şu cevabı verir:
– Bir karış dahi olsa toprak satmam. Zira bu vatan bana değil, bütün Osmanlı’lara aittir. Şehit kanıyla alınan yerler parayla satılmaz, alındığı fiyata verilir.

 * * *

Hangi Borç
III. Mustafa’nın veziri Koca Râgıp Paşa’nın konağında bir Ramazan günü oruç üzerine sohbet yapılıyordu. Râgıp Paşa, orada bulunanlardan şair Haşmet’e:
– Haşmet! Senin de borcun var mı? diye sorunca, Haşmet:
– Evet efendim! diye cevap verdi. Mahalle bakkalına bin kuruş, kasaba beş yüz kuruş…
Râgıp Paşa gülerek:
– Onu sormuyorum yahu, dedi. Oruç borcun var mı, sen onu söyle.
Şair Haşmet şu cevabı verdi:
– Paşam, oruç borcunu Allah sorar. Sizin soracağınız, kul borcudur.

* * *

Adama Göre Adam
İncili Çavuş, Osmanlı elçisi olarak Fransa Kralına gönderildiğinde, elbiselerinin bazı yerlerinde yama varmış.
Kral, bunları görünce dayanamayıp:
– Bana senden başka gönderecek adam bulamadılar mı? diye sorunca, İncili Çavuş:
– Osmanlılar, adama göre adam gönderirler, cevabını vermiş. Beni de sana göndermelerinin hikmeti bu olsa gerek.

 * * *

Fetvanın Böylesi
Kanunî Sultan Süleyman, sarayın bahçesindeki armut ağaçlarını kurutan karıncaların öldürülmesi için Şeyhülislâm Ebussuud Efendi’den şu beyitle fetva istemiş:
– Dırahta ger ziyân etse karınca
Zararı var mıdır ânı kırınca.
(Yani ürünlere zarar veren karıncaları öldürmekte şer’an zarar var mıdır?)
Ebussuud Efendi, bir beyitle cevap vermiş:
– Yarın Hakk’ın divânına varınca
Süleyman’dan hakkın alır karınca.

* * *

Hediye
Sultan Ahmed Han, bir gün Hüdayî Hazretlerine bir hediye göndermiş. Hüdayî Hazretleri de gönderilen hediyeyi şüpheli bularak geri çevirmişti. Padişah, aynı hediyeyi Şeyh Abdülmecid Sivasî Hazretlerine gönderdi. O ise, gelen hediyeyi kabul etti.
Bir gün padişah, Abdülmecid Sivasî Hazretlerine:
– Size gönderdiğim hediyeyi daha önce Hüdayî Hazretlerine göndermiştim, kabul etmedi, dedi.
Abdülmecid Sivasî Hazretleri tevazu gösterip:
– Padişahım, Hüdâyi bir Ankâ’dır ki, lâşeye tenezzül etmez… cevabını verdi.
Padişah, birkaç gün sonra da Hüdâyi Hazretlerinin sohbetine gitti. Ona:
– Geri çevirdiğiniz hediyeyi, Abdülmecid Sivasî’ye gönderdim, o kabul etti, dedi. Bu söz üzerine Hüdayî Hazretleri:
– Sultanım! Şeyh Abdülmecid bir deryadır ki, ona bir katre necaset düşmekle pislenmiş olmaz, diyerek zarifane bir cevap verdi.
(Ankâ: İsmi olup, cismi bilinmeyen bir kuş. Lâşe: Ölmüş hayvan eti. Katre: Damla. Necaset: Pislik.)

* * *

Velayetin Gördüğü
Fatih Sultan Mehmet, çocukluğunda biraz yaramazlık yapınca, babası olan 2. Murat Han:
-Ne kadar yaramaz bir çocuksun, senden adam olmaz diye çıkışır.
Orada bulunan ve velâyet sırrıyla kalp gözü açık olan Akşemseddin Hazretleri, hafifçe gülümseyerek şöyle der:
-Peder ne der, kader ne der.

* * *

Gönül Fethi
Fatihe sorarlar:
-İstanbulu niçin fethettin?
Cevap verir:
-Önce o benim gönlümü fethettiği için!

 * * *

Ak Sakallı
Varna Savaşı’nda muharebe meydanında gezen II. Murad, düşman askerlerinin hep genç olduğunu görür. Komutanlarından birine sorar. “Garip değil mi? Bu kadar ölünün içinde hiç ak sakallı görmedim. Hepsi genç, hepsi taze!” Komutan şu cevabı verir:
– Padişahım! İçlerinde bir ak sakallı olsaydı, başlarına bu felâket gelir miydi?

İlginizi Çekebilir

Peygamber ve Sahabelerden Hazır Cevaplar

Peygamberimiz (s.a.v.), diğer peygamberler ve sahabe-i kiram efendilerimizin hazır cevap ve nüktelerini derleyerek istifadenize sunuyoruz: …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir