Necip Fazıl’dan Hazır Cevaplar ve Nükteler

Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in değişik vesilerle muhatabına söylediği hazır cevapları ve nükteleri sizler için derledik:

Peygamberlere Olan İhtiyaç
Necip Fazıl vapurla Karaköy’e geçerken, yanına biri yaklaşıp:
“Üstad”, diye sormuş “Peygamberlere ne diye gerek duyuldu, biz kendimiz yolumuzu bulabilirdik.”
N. Fazıl, okuduğu kitaptan başını kaldırmadan:
“Ne diye vapura bindin ki, yüzerek geçsene karşıya” cevabını vermiş.

* * *

Özel Araba
Necip Fazıl’a sormuşlar:
– Üstad özel arabanız yok mu?
Şair de düşünmeden anında cevap vermiş:
– Ona en son bineceğiz.

* * *

Şair
Necip Fazıl’a şöyle demişler:
– Fransa’da yayımlanan bir ansiklopediye Türkiye’den sadece iki şair almışlar.
N. Fazıl, sormuş:
– İkincisi kim?

 * * *

Nasıl Geçirir?
Necip Fazıl’a, “Allah, deveyi iğnenin deliğinden geçirebilir mi?” diye sormuşlar. “Evet geçirir” demiş. Bunun üzerine “deveyi mi küçültür, yoksa iğneyi mi büyültür?” demişler. Necip Fazıl, İlahi kudretin sonsuzluğunu ifade babında, şu cevabı vermiş:
– Ne deveyi küçültür, ne iğneyi büyültür. Gökteki yıldızları senin gözbebeğine sığdırdığı gibi, vızır vızır geçirir.

* * *

Nasihat
Mahkemede hakim, Necip Fazıl’a:
– Bak, der. Seni bundan böyle bir daha huzurumda görmeyeceğim, öyle değil mi?
Necip Fazıl sorar:
– Hakim Bey, yoksa istifa mı ediyorsunuz?

 * * *

Emperyalist
Üstada bir konferans sırasında bir genç sorar:
-Osmanlı emperyalist değil miydi ? Cevap dikkate şayandır:
-Evladım eğer Osmanlı emperyalist olsaydı şu anda bu soruyu Fransızca değil Türkçe sorardın.

* * *

Hangi Gazete
Necip Fazıl bir konferansında isim vermeden gazetelerin tenkidini yapıyormuş. Fakat o şekilde açık konuşuyormuş ki, bu işlerle çok az ilgili olan dahi hangi gazeteden söz edildiğini anlarmış.
Dinleyenlerden biri hatibin sözünü keserek: Hangi gazeteden bahsediyorsunuz?
Necip Fazıl sorar: -Siz ne iş yapıyorsunuz?
-Keresteciyim.
-Belli,otur!

* * *

Osmanlı Arması
Necip Fazıl Kısakürek in 1954’lü yıllarda çıkardığı Büyük Doğu mecmuasının bir sayısının kapağında, Osmanlı arması işlemeli sanat eseri bir kumaş resmini yayınlayınca, “padişahlık propagandası yapmak” gibi saçma bir gerekçe ile derginin o sayısının toplatılmış ve kendisi de suçlanarak mahkemeye sevkedilmişti.
Necip Fazıl’ın mahkemede kendisini suçlayan savcıya gayet ibretli bir şekilde:
“İçinde adalet işlerine bakılan bu binanın tepesinde aynı Osmanlı arması var Siz de mi padişahlık propagandası yapıyorsunuz?” diye cevap vermişti.

* * *

Oruç
Nazım Hikmet ve Necip Fazıl Ramazan ayında arabayla gidiyorlarmış. Tabi Necip Fazıl oruç ama Nazım Hikmet değil.
Nazım Hikmet Necip Fazıl ile dalga geçmek için yolun kenarındaki zayıf bir ineği işaret ederek Necip Fazıl’a demiş ki:
-‘Şunun haline bak, oruç tutmaktan ne hale gelmiş’ demiş. Tabi Necip üstad altta kalırmı hemen cevabı yapıştırmış:
-‘Aaa Nazım sen bilmiyormusun hayvanlar oruç tutmaz’…

* * *

Uçak Arızası
Nur Harmanı’nın pırıltılı kalemi Necip Fazıl’ın da içinde bulunduğu uçak, Yeşilköy Havaalanından kalktıktan kısa bir zaman sonra arızalanır ve geri döner. Havaalanındakiler merakla, “Ne oldu, nasıl oldu?” diye sorarlar.  Mübareğin cevabı hem teslimiyetçi hem de hikmetli: “Ahirete kabul etmediler, geri döndük.”

* * *

Bedbaht
Kayseri’deydik, Büyük Doğu teşkilatında… Bir adam getirdiler, “şununla iki kelime konuş!” dediler bana…
Adam geldi. Elinde sigara, Ramazan günü, anladım ne tip olduğunu…
Hitap ettim:
“- Sigaranı at da öyle gel karşıma!”
O da aynı şekilde cevap verdi:
“- Allah’ın bildiğini kuldan niye saklıyayım?”
Bu umumî formül…
Devam ettim:
“- Allah senin tenasül aletin olduğunu da biliyor. Niye saklıyorsun?”
Bozuldu, kala kaldı, hiçbir şeye aklı eremedi.
“- Senin bu susman mağlûp olman değildir. Şimdi seni mağlûp edeyim dedim; Allah’ın bilmediği bir şey olabilir mi?..
O her şeyi biliyor. Yalnız senin, Allah’ın bildiğini, yalnız ondan af dileyerek ona tahsis etmen ve onun bildiği şeyi ortaya açıkça, hayâsızca dökmemeni gerektiren bir fakülteye malik olman lâzım. Sen bundan da mahrum bir bedbahtsın!..”

* * *

Kartal
Bir gün bir seveni onu ziyarete gitmiş. Epey dağınık günüymüş üstadın .”hayrola üstadım, çok dağınıksınız bugün?”demiş. 

Meşhur davalarından biri ile uğraşıyormuş. Çok yorgun bir şekilde:”Sorma Niyazi, dedi. Tepeme kartal çıksa kovacak halim yok”,demiş. Niyazi gülmüş. 
– Niye gülüyorsun? dedi. 
– Kartala güldüm Üstadım, demiş. Niye kartal da güvercin, karga falan değil 
– Büyük Doğu’nun kayalıklarına da ancak kartal yaraşır. Öyle değil mi ? 
– Öyle Üstadım, demiş.

İlginizi Çekebilir

Peygamber ve Sahabelerden Hazır Cevaplar

Peygamberimiz (s.a.v.), diğer peygamberler ve sahabe-i kiram efendilerimizin hazır cevap ve nüktelerini derleyerek istifadenize sunuyoruz: …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir