Dört Şahitli Suç

Dört Şahitli Suç

Yaşlı bir zat kendisine bir ibadethane yaptırmış, halktan uzak olan bu yerde Allah’a ibâdetle meşgul oluyordu. Birgün, ağaçlar arasında gezinirken bir delikanlı ile genç bir kadın gördü. Delikanlı kadına:
– Benimle gelirsen sana şu kadar para veririm, diyordu.
Kadın, gencin teklifini kabul edip peşinden gitmeye başladı. Yaşlı zat kadına yaklaşıp:
– Onunla değil de benimle gelirsen sana şu kadar para veririm, diye, o gencin söylediğinden daha fazla bir şey teklif etti. Bunun üzerine kadın o genci bırakıp adamın peşinden geldi, içeri girdiler. Yaşlı zat kadına:
– Bir insan bir suç işlerse, bunu da iki şahit görse, o adamın hali ne olur, dedi. Kadın:
– Mutlaka cezalanır, cevabını verdi. Adam:
– Ya iki değil de dört şahit olursa ne olur, diye sordu. Kadın:
– O zaman ceza alması daha kesinleşir, dedi. Bunun üzerine adam:
– Biz şimdi buradayız. Bizim yapacağımız işe şahit olan dört kişi var, deyince kadın, odada dört kişi olduğunu zannederek, birden fırladı.
– Nerede? dedi. Yaşlı zat:
– İkisi senin omuzlarında, ikisi de benim omuzlarımda olan iki melektir. Bu mahkemeyi yapacak olan da Allah’tır. Bu durumda suçlular ceza almazlar mı? Bu durumda biz bu işi niçin işleyelim? dedi.
Bu sözler karşısında son derece üzülen, pişman olan ve ibâdetle meşgul olan bu zatın sözlerinin tesiriyle tevbe eden kadın, bir kere Allah dedi ve yere düştü. Oldu yerde ruhunu teslim etti.

Cimriliğin Cezası, Şükrün Mükafatı

Çok zengin ve cimri mi cimri biri vardı. Bir gün hanımıyla beraber yemek yemek için sofraya oturdu. Önlerinde kızartılmış tavuk vardı. O sırada bir dilenci gelip birşey istedi. Cimri adam ona birşey vermeyip boş gönderdi. Daha sonra araları açılıp hanımıyla ayrıldılar. Hanımı başka birisiyle evlendi.
Hanım, diğer kocasıyla birgün yemek yiyorlarmış. Önlerinde de kızartılmış tavuk varmış. O sofradan bir dilenci gelip birşeyler istemiş. Kocası hanımına, tavuğu olduğu gibi dilenciye vermesini söylemiş. Kadın da tavuğu olduğu gibi götürüp vermiş. Vermiş vermesine ama, hayret etmiş. Çünkü tavuğu verdiği dilenci, eski kocasıymış.
Bunu kocasına anlatmış. Kocası da, “Evet, o cimriliği sebebiyle bu hale geldi. Bir zamanlar tavuk yerken birşey vermeden boş çevirdiği dilenci de bendim. Allah onu benim yerime koydu, bana da mal verdi. O çok cimri bir adamdı, Allah’ın verdiği nimetlere şükretmezdi. Bense Allah ne verirse şükrederdim. Sonunda Allah onu benim, beni de onun yerine koydu” demiş.

Beğen  
Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir